3 Ocak 2016 Pazar

Kitabın Fragmanı - Hoşgeldiniz



 

Bölümün başlıkları:

 






 

 


 

 

Böylelikle Aradan bir sene geçti. 1989 yılı, Lise 2’ye geçmiştim.

 

Haziran ayında, okullar kapandıktan bir hafta sonra bir davetiye geldi. Site bahçesinde cumartesi akşamı olacak nişana çağrılıyorduk.

 

İşte hayatımın en önemli ânı o akşam oldu. Bir ömür boyu unutamadığım o kızı ilk defa orada gördüm.

 

Site bahçesinde kurulan masaların birinde biz delikanlılar oturmuştuk. Karşımızdaki kurulan masalarda yüzlerce insan vardı.

 

Tabi henüz 16’sında ergenlikteki bir genç olarak, karşı cinse yeni yeni ilgi duyuyorduk.

 

Zaten meslek lisesinde çok az kız öğrenci okuyordu. Sınıfımızda üç kız vardı. Kendime güvensiz oluşumdan bakmazdım bile...

 

Geçen yıl da, kolejdeki zengin ve kendini beğenmiş kızlara birtürlü ısınamamıştım. Gerçi ısınsam bile onlar beni beğenmezlerdi, yamuk, dengesiz diye alay ediyorlardı çünkü.

 

Karşıdaki masaların birinde yaşıtımız kızlar oturuyordu. Tabi biraz baktım ama kızların hiçbiri ilgimi çekmedi. Fakat iki dakika sonra o masaya bir kız geldi oturdu.

 

Ceylanlar kadar güzel bir kızdı. Yürüyüşündeki endama hayran kalmıştım. Yüzü ay gibi parlıyordu. Kablolarla bağlanan ampüllerden birinin tam altına oturmuştu.

 

Yazdıklarım yüreğimden geçenlerdir. Yazarken o anı yeniden hissediyorum çünkü...  Kendimi hiçbir zaman bir yazar olarak görmedim.

 

Naçizane hayata dair yazılar yazan bir engelliyim. Bir yazar gibi duygularımı tam olarak anlatamıyorum. Ama bu şiir, o anki duygularıma tercüman oluyor: 

 

GÖNÜLLE BAŞBAŞA

 

Dudakları bir dal ateş, mercan gibi

Bakışları masum bir heyecan gibi

Yürürken titreyen o narin endamı

Pembe bir gül açmış taze fidan gibi

 

Fark edemiyorum gözle gördüğümü

Saçlarında bağlı aşkın kör düğümü

Bir tatlı rüya mı, bir canlı büyü mü?

Elim dokunuyor, fakat yalan gibi...

 

ŞİİR: Mehmet Akif Ersoy

 

 


 

 

Ortada oynayanları seyrederken gözgöze geldik. Sanki o an zaman durmuştu. Gözlerimi ayıramadan o güzel yeşil gözlere bakıyordum. İlhan İrem’in şarkısında dediği gibi, Yemyeşil bir denizdi. Ne bir sandal, ne bir ada, ne bir sahil vardı, boğuluyordum.

 

Etrafta neler oluyor farkında değildik. Türkü susunca uyandık. Fakat az sonra ben tekrar ona baktım. Bakışımı farkedince de utancımdan yönümü çevirmiştim. Oynayanları az seyrettikten sonra tekrar ona döndüğümde ise, bu kez o bana bakıyordu.

 

Bugüne kadar hep dengesizliğimle alay edildiği için kendime aşırı güvensizdim. Beni beğeniyor olabilir miydi? Yoksa, bu kim bana bakan diye mi bakıyordu, bilemiyordum.

 

Fakat ben onun gözlerine çarpılmış, ona bakmaktan kendimi alamıyordum.

 

Birisi masalarına geldi, onu oynamaya kaldırdı. Kalktı, oynarken sık sık gözgöze geliyorduk. Ben o kızın oynarken muhteşem endamını, dans figürlerini ve dengesini gördükçe, aman Allah’ım bu kız beni nasıl beğenecek, diyordum.

 

Çünkü masamızda yaşıtım olan, hem çok yakışıklı, hem de karanlık olmasına rağmen düzgün yürüyen arkadaşlarım vardı.

 

 


 

Yukarıda anlatmıştım. Kolejdeyken öğretmenmizin atkıyla gözümü bağlattırıp kendi etrafımda dönüşümü ve bütün sınıfın kahkahalarla gülmesinden bahsetmiştim. Korkuyordum.

 

Çünkü ışık olmayınca dengemi iyice kaybediyorum. Allah öyle merhametli ki, bana bu hastalığı vermiş ama gözlerim ve kulaklarımda rahatsızlık vermemiş çok şükür... 

 

İlk görüşte aşk derlerdi ama nasıl olur ki, derdim. Şimdi ise ben ilk görüşte aşka düşmüştüm. Onun gözlerinin içine bakınca kalbinin güzelliğini hissediyordum.

 

Elest bezminde gördüğüm Allah’ın nuru buydu elbette. Yoksa ilk görüşte nasıl aşık olurdum ki... Kalbinin güzelliği yüzüne yansımıştı çünkü... 

 

O kızla böyle kaçamak bakışmalarımız saatler sürdü. Zaman geçmesin istiyordum. Yirmiüç yıl geçti ama hala unutamadım.

 

Kalbe dolan o ilk bakış unutulmaz, unutulmaz,

Sevda ile ilk uyanış unutulmaz, unutulmaz…   diyen şair haklıymış.

 

İçimden o kızın kim olduğunu, nerede oturduğunu düşünüyordum.

 

Belli ki nişana gelen davetlilerden biriydi. Bir daha onu görecek miydim? Derken annemin ilerden hadi gidiyoruz işaretiyle irkildim. Saat 23’ü geçmişti.

 

Saatlerdir oturmaktan zaten uyuşmuştum ve de yetersiz ışıkla dengemi iyice yitireceğimi biliyordum. Ayağa kalkıp yürüsem bana bakacaktı. Bir çözüm arıyordum.

 

Kalbim güvercin kalbi gibi hızla pırpır atmaya başladı. Nasıl kalkacağım diye düşünürken önümden sitemizdeki bir abi geçiyordu. Ani bir hareketle kalkarak koluna giriverdim.

 

Samimi sohbetle gülüşerek site bahçesinden çıktık. O abiyle neler konuştuğumu inanın hiç hatırlamıyorum.

 

 

********

 
 


 

" Bismillahirrahmanirrahim "

 

Kitaba başlamadan önce siz aziz ve kıymetli okuyucuları saygıyla, sevgiyle, hürmetle, muhabbetle selamlıyoruz.

 

“İnna Fetahna Leke Fethan Mübina”  (Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Fetih suresi, 1. ayet)  İnşallah bu kitap kalplerinizi fethetmeye vesile olur. 

 

Bir nasihatten istifade etme, o sözleri üzerimize almamıza, bunlar bana söyleniyor, bunlardan dersimi alıp istifade etmem lâzım diye dinlemeye bağlıdır.

 

Yoksa bu sözler, söz mucizesi Kur'an âyetleri bile olsa istifademiz söz konusu değildir.

 

Dinleyen hüsnüzan ile dinlemedikten sonra, konuşan ne konuşursa konuşsun, hiçbir değeri, etkisi, faydası, kadr-u kıymeti olmaz.

 

Onun için lütfen kitabı okumaya başlarken, bütün önyargılarımızı bir kenara bırakalım.

 

Acaba ben ne gibi yeni şeyler öğrenirim de, hayatıma uygularım diye HÜSNÜZAN ile okuyalım.

 

***

 

Yukarıda bu kitaptan kısa bir bölüm paylaştık.

 

Maksadımız, kitabın içerisindeki anlatımlardan bir tanesini, kitabın fragmanı olarak verip kitaba merakınızı artırmaktır.  

 

Evet, acaba orası neresi, o kızla bir daha nasıl karşılaştılar, neler yaşadılar, dengesizlik hastalığı sonunda ne oldu, …vs. eminiz çok merak ettiniz. Daha neler var neler!

 

Anlatılan konularla ilgili pekçok duygusal ve ibretlik hikayelere de yer verilmiştir.

 

Türkiye'mizde yaklaşık sekiz milyon engelli insan varmış. Ben milyonlarca engelliden sadece birisiyim. Her insan bir romandır; "Dertsiz insan yoktur" denir.

 

Bu bir roman değildir, zaten roman yazacak kadar edebi bilgim ve yeteneğim yoktur.

 

Derler ya, hayatımı yazsam roman olur diye. Acizane yaşadıklarımı önceleri özet halinde yeğenlerimin amca/dayı’larını tanıması için yazmıştım.

 

Şimdi, tüm okumayı sevenler için bir roman tadında yazıyorum. Herkesin payına düşen bir hisse vardır.

 

Bu kitabı okurken belki de gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Sanırım çoğu insan kendi yaşamından kesitler bulacaktır. Bu kitap hem engellilere, hem de sağlıklı insanlara ibretlerle doludur.

 

İnsanların hayata bakışları her an değişebilir. Nasıl bir değişim geçirdim, yaşadığım aşk şimdi nasıl ilahi aşka dönüştü? Umarım sıkılmadan keyifle okuyacağınız bir kitap olmuştur.

 

Kitabı nasıl ve neden yazdığımı satır aralarında keşfedeceksiniz. Anlatılacaklar tümüyle yaşanmıştır, fakat sıkılmadan okunsun diye belki % beşi kurgudur.

 

Yaşadığım hayat serüvenimin özeti şudur : “Hasta olduğumu, hayallerle geçmiş ondokuz yılın sonunda öğrenmem. Ve yıllardır aradığım içimdeki o özlemin kaynağını bulmam... ”

 

Bu kitabın ismini " İçimdeki Bitmeyen Özlem " koyduk. Bunun ne olduğunu anlamışsınızdır ama kitabı okuyunca daha güzel keşfedeceksiniz inşallah.

 

Her zaman benden desteğini esirgemeyen annem-babam ve kardeşlerime, Israrla beni yazmaya teşvik eden komşum ve dostum Eğitimci Efkan Vural Hocama, Adlarının birini bile unutursam çok üzüleceğim sevgili dost ve akrabalarıma sonsuz teşekkür ediyorum.

 

Sizleri çok seviyorum. Bu kitabı okuyan herkesten Allah razı olsun.

Hakkınızı helal ediniz…

 

24 Aralık 2015 – Ankara Sincan-Fatih

 

Celȃl Çelik



8 yorum:

  1. Canım abim Erkan ben,kitabın fragmanı bu kadar merakaver ve hoş eminim kitabın tamamı çok güzel istifadeli ve harikadır. Maşaallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşallah Erkanım çok teşekkür ederim

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten çok ilginç yazılarla dolu bir kitap olacağı fragmanından belli....
    Tekrardan hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan diliyorum....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkılarınızla inşallah öyle oldu. Allah razı olsun Efkan hocam

      Sil
  4. Bir nasihatten istifade etme, o sözleri üzerimize almamıza, bunlar bana söyleniyor, bunlardan dersimi alıp istifade etmem lâzım diye dinlemeye bağlıdır... Mukemmel bir giriş.. Cok guzel fragman.. İnsaAllah her okuyana ışık olsun, Rabbum gonullere rapteylesin sendeki ilahi aşkı canim kardeşim..Kitabi bekliyoruz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok güzel. hocam bu harika yorum için çok teşekkür ederim. amin, Allah razı olsun

      Sil